25 Şubat 2016 Perşembe





TENCERE PENCERE TEORİSİ
BİLGİ


Kulaktan kulağa oynunu baz alalım

Misal başta pencere olan kelime en son öğrenciye geldiğinde tencere olur.

Aynı zaman dilimi. Aynı ortam. Neredeyse aynı yaş grubu.
Ama nedense pencere / tencere olur.
Daha yanımızda, kulağımıza söyleyen kişiyi bile yanlış anlayabiliyoruz. 

Şimdi zamanı biraz açalım. 
Bundan 2000/3000/4000 yıl öncesi bilgileri söylenenleri düşünelim bir...
uuuwwww

Bilgi insanlığa çarptıkça sapmaya uğruyor. rüzgarın dağa çarpıp yön değiştirmesi gibi.. Bilginin dağı da insan. Habire çarpıp duruyor. Evren tüm soruların cevap anahtarını kaybetti insan yığının arasında.

Örneğin;
 Bazı kelimelerin anlamları bile kuşaktan kuşağa değişiyor.  
'Barbar' kelimesini  Eski Yunanlılar 
'Yunanca konuşamayan ya da anlamadıkları dili konuşan topluluk' için kullanmışlardır.
Daha sonraki aşamada, zamanı biraz ileriye sarınca 'Yunanca konuşan Aitolialar' için de kullanmışlardır.
Daha sonraları ise bu kelime, barbar kelimesi, belli bir sosyo-ekonomik düzeyde olmayan kabileler ve istilacı,yağmacı halklar için kullanılmıştır.
Aynı zamanda Orta Çağ Avrupasında Hristiyan olmayanlarda da verilen genel addır.

Ben şimdi hangisine, inanayım, hangisinin anlamını benimseyeyim. Bir kelime bile bu kadar göreceliyken;
 koskoca bir dini baz aldığımda hangisinin dediğine inanıcam?

Keşke; Tarihi; birbirimize daha iyi bok atabilmek için değil de gerçekten ders alabilmek için, gerçekten bilmek için öğrenebilseydik. Bu sayede objektif bir biçimde bilgiye ulaşabilirdik.
Adamın biri insan olun dedi ve herkes bunun tam tersini anlamış gibi..
O ilk adam bugün çıksa tüm bunları görse diyeceği tek şey;

Ben bunu demek istemedim.


Belli bir şeye inanan veya tapan insanlara bakınca bilginin azaldığını görüyorum.

İnsan bilmediği şeye inanır.

Belkide şunun ayrımına varmak gerek.

İNSAN

Bilmek mi istiyor? ///  Yoksa İnanmak mı?











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder